ve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ekim 2026 Perşembe

DOĞA İNTİKAM ALMAZ, HAFIZASINI HATIRLATIR: İSTANBUL NEDEN YİNE SULAR ALTINDA

İstanbul bir kez daha yağmura ve sulara teslim oldu. 14–15 Ekim tarihlerinde etkili olan şiddetli yağışlarda yollar, alt geçitler, evler ve iş yerleri sular altında kaldı; araçlar sel sularında mahsur kaldı, bazı bölgelerde dereler taştı.

Fakat bütün bunların ardından yine aynı cümleyi kurarsak meseleyi eksik anlatmış oluruz:

Çok yağmur yağdı, İstanbul’u sel bastı.

Gerçekten sorun sadece bu mu? yalnızca yağmur mu?

Yoksa yıllardır derelerin önünü kesen, toprağı betonla kaplayan, vadileri yapılaşmaya açan, suyun doğal yollarını değiştiren ve kentin organik yapısını bozan bizler miyiz?

Belki de asıl sormamız gereken soru şu:

İstanbul’u yağmur mu basıyor, yoksa yaptığımız şehir mi yağmuru felakete dönüştürüyor?

Su, eski yolunu unutmaz.

Bir dere yatağına baktığımızda çoğu zaman yalnızca içinden bugün su geçen dar bir kanal görürüz.

Oysa dere yatağı yalnızca derenin normal günlerde kapladığı alan değildir. Şiddetli yağış geldiğinde suyun yayılacağı, taşacağı, hızlanacağı ve sonunda ulaşacağı doğal güzergâhın bir parçasıdır.

İnsan bir dereyi beton duvarların arasına sıkıştırabilir. Üstünü kapatabilir. Yanına yollar, siteler, alışveriş merkezleri ve otoparklar yapabilir. Haritalardan adını bile silebilir.

Ama bütün bunlar suyun yüzyıllardır izlediği yolu ortadan kaldırmaz.

İşte şu son yağışlarda tekrar bu gerçekle yüz yüze geldik. Arnavutköy Bolluca’daki Alibey Deresi’nin taşması ve çevredeki yolların su altında kalması, bu gerçeğin güncel örneklerinden biri oldu. Ayamama Deresi’nin debisinin yükselmesi de yine İstanbul’un eski su yollarının büyük yağışlarda nasıl yeniden kendisini hatırlattığını gösterdi.

Çünkü şehir planlarını insanlar çizer.

Suyun haritasını ise topoğrafya çizer.

Ve bazen yüz yıl önce çizilmiş doğal bir harita, bugün hazırlanmış imar planından daha güçlüdür.

Doğal bir arazide yağmur yağdığında suyun önemli bir bölümü toprağa süzülür. Toprak suyu emer. Bitkiler suyu tutar. Vadiler suyu taşır. Sulak alanlar fazla suyu depolar. Dereler suyu denize ulaştırır. Yani doğanın kendi içinde kurulmuş bir denge ve dolaşım sistemi vardır.

Fakat modern kentte bu sistemin yerine ne koyduk? İşte cevabı: Asfalt, Beton, Binalar, Otoparklar, Yollar, Kaldırımlar, Yeraltı yapıları.

Toprağın suyu emebileceği alan küçüldükçe yağmur suyunun çok daha büyük bölümü yüzeyden ve çok daha hızlı biçimde akmaya başlar.

Bu kez birkaç saat içinde düşen yoğun yağışı yalnızca mazgalların, boruların ve kanalların taşımasını bekleriz. Ama daha çok bekleriz. Sonra sistem kapasitesini aştığında şaşırırız, sanki ilk kez karşılaşıyor gibi; Nasıl oldu da burayı yine su bastı? Diye cevabını bildiğimiz bir soruyu tekrar ederiz. Aslında cevap çoğu zaman gözümüzün önündedir. SUYUN GİDECEĞİ YERİ VE YOLLARI BİZ KAPATTIK.

Bir şehrin de organik yapısı vardır. Şehirleri yalnızca binalardan ve yollardan oluşan mekanik bir sistem gibi görmek, maalesef yanlışların en büyüğü. Bir kent aynı zamanda yaşayan bir ekosistemin üzerine kuruludur. Dereleri vardır, Vadileri vardır, Ormanları vardır, Toprağı vardır, Yeraltı suları vardır, Kıyıları vardır, Rüzgâr koridorları vardır. Bunların hepsi birbiri ile bağlantılıdır. İnsanoğlu bu bağlantıları sürekli kestiğinde doğanın organik bütünlüğünü bozar.

Bir dereyi kanal haline getirip üzerine bina yaptığımızda yalnızca görüntüyü değiştirmeyiz.

Bir vadiyi betonlaştırdığımızda yalnızca yeni konut alanı yaratmayız.

Bir ormanı ortadan kaldırdığımızda yalnızca ağaç kaybetmeyiz.

Doğanın birbirine bağlı çalışan parçalarından birini sistemden çıkarırız.

Ve bir süre sonra bunun sonuçları başka yerlerde, Sel olarak, Heyelan olarak, Aşırı sıcak olarak, Kuraklık olarak, Su kıtlığı olarak karşımıza çıkar.

Modern kent insanının en büyük yanılgılarından biri, doğanın yalnızca şehir dışındaki ormanlardan, denizlerden ve dağlardan ibaret olduğunu düşünmektir.

Aslında İstanbul’un ortasından geçen bir dere, Bir vadideki toprak, Mahalle arasındaki ağaç, Yağmur suyunu emen boş arazi, Kıyı şeridi, hepsi bir doğadır. Biz bunları birer birer ortadan kaldırıp yerlerine beton koyduğumuzda doğayı yok etmiş olmuyoruz. Hareket alanını daraltıyoruz. Ve sonra çok güçlü bir yağmur geliyor. Her şeyi alt üst ediyor. Ve biz buna DOĞAL AFET diyoruz.

Doğa intikam almaz. Ama doğa unutmaz. Doğanın bir hafızası vardır. Biz doğaya yaptığımız müdahalelerin faturasını ödüyoruz.

İstanbul’un son yağışlarda yaşadığı bu tablonun, belki de bize verdiği mesaj tam olarak budur:

Şehirleri doğaya rağmen büyütmeye devam edersek, bir gün doğanın şehirlerimizin içinde kendisine yeniden yer açmasına şaşırmamalıyız.

Çünkü mesele yağmurun yağması değil.
Mesele, yağmur yağdığında suya gidecek bir yer bırakıp bırakmadığımızdır.

Ercan ÇETİN

Eğitimci, Sporcu ve Araştırmacı Yazar

Eğitim ve Spor Ajans

13 Haziran 2026 Cumartesi

GÖKYÜZÜNÜN HİÇ UYUMADIĞI YER: CATATUMBO ŞİMŞEKLERİ

Dünyanın bazı köşelerinde doğa, insanın hayal gücünü zorlayan gösteriler sunar. Ancak bunların arasında öyle bir olay vardır ki, ilk kez duyanlar bunun bir efsane olduğunu düşünebilir. Gökyüzünün geceler boyunca durmaksızın aydınlandığını, karanlığın binlerce şimşekle parçalandığını ve bu görsel şölenin neredeyse her gece tekrarlandığını hayal edin.
İşte Venezuela'da bulunan Maracaibo Gölü ile Catatumbo Nehri'nin buluştuğu noktada yaşanan Catatumbo Şimşekleri tam olarak böyle bir doğa harikasıdır.
Bu olağanüstü atmosfer olayı, sıradan bir yaz fırtınasına hiç benzemez. Yılın büyük bölümünde, hava karardıktan sonra başlayan şimşek gösterisi saatler boyunca devam eder. Gökyüzünde dakikada onlarca kez çakan yıldırımlar, geceyi adeta gündüze çevirir. O kadar parlaktırlar ki yüzlerce kilometre uzaklıktan görülebilirler. Tarih boyunca Karayip Denizi'nde seyreden denizciler bu ışıkları doğal bir deniz feneri gibi kullanmış ve bölgeye "Maracaibo Feneri" adını vermiştir.
Catatumbo Şimşekleri'nin en ilginç özelliklerinden biri ise çoğu zaman beklenen güçlü gök gürültülerinin duyulmamasıdır. Şimşeklerin büyük bölümü bulutların içinde veya çok yüksek irtifalarda gerçekleştiği için, uzaktan bakan bir gözlemci çoğu zaman yalnızca kesintisiz bir ışık gösterisi izler. Gökyüzü sürekli aydınlanırken ortalık şaşırtıcı derecede sakin kalabilir.
Peki neden tam da burada?
Bu sorunun cevabı bölgenin eşsiz coğrafyasında saklıdır. Maracaibo Gölü'nün çevresi yüksek dağlarla kuşatılmıştır. Karayip Denizi'nden gelen sıcak ve nemli hava göl havzasında birikir. Gece saatlerinde dağlardan aşağı inen daha serin hava kütleleri, göl üzerinde yükselen sıcak ve nemli havayla karşılaşır. Bu çarpışma, devasa kümülonimbus bulutlarının oluşmasına neden olur. Sonuç ise dünyanın en yoğun yıldırım faaliyetlerinden biridir. Bilim insanları ayrıca bölgedeki bataklıkların ve petrol yataklarının saldığı metan gazının da bu elektriksel aktivite üzerinde etkili olabileceğini öne sürmektedir. Ancak günümüzde en yaygın kabul gören açıklama, olayın temel nedeninin bölgenin topoğrafyası ve hava akımlarının oluşturduğu benzersiz atmosferik koşullar olduğudur.
Bu olağanüstü doğa olayı yalnızca doğa tutkunlarının değil, bilim insanlarının da ilgisini çekmektedir. Catatumbo bölgesi, kilometrekare başına yılda yaklaşık 250 yıldırım düşmesiyle dünyanın en yüksek yıldırım yoğunluğuna sahip noktası olarak Guinness Dünya Rekorları tarafından da tanınmıştır.
Her yıldırım çakışında atmosferde çeşitli kimyasal reaksiyonlar meydana gelir ve ozon oluşumu gerçekleşir. Ancak bu ozonun büyük bölümü atmosferin alt katmanlarında oluştuğundan, Dünya'yı zararlı güneş ışınlarından koruyan üst atmosferdeki ozon tabakasını doğrudan yenilediği söylenemez. Buna rağmen Catatumbo Şimşekleri, atmosfer kimyası açısından bilim insanlarının dikkatle incelediği eşsiz bir laboratuvar olmaya devam etmektedir.
Catatumbo Şimşekleri, doğanın ne kadar güçlü, karmaşık ve büyüleyici olabileceğini hatırlatan olağanüstü bir mirastır. İnsan teknolojisinin tüm ilerlemelerine rağmen, bazı doğa olayları hâlâ bizleri hayranlıkla gökyüzüne bakmaya zorlamaktadır.
Eğer bir gün yolunuz Venezuela'ya düşerse, Maracaibo Gölü kıyısında bir gece geçirip gökyüzünün bu kesintisiz ışık dansını izleme fırsatını kaçırmayın. Çünkü bazı manzaralar sadece görülmez; ömür boyu hatırlanır.

Arda ÇETİN
Eğitim ve Spor Ajans

10 Haziran 2026 Çarşamba

ERCAN ÇETİN: EĞİTİMCİ, SPORCU VE ARAŞTIRMACI YAZAR / TÜM YAZILARI


YAZILARIMI OKUMAK İÇİN YAZI BAŞLIKLARINA TIKLAYABİLİRSİNİZ. İLGİYLE, KEYİFLE VE DÜŞÜNEREK OKUMANIZ DİLEĞİYLE...


AŞİL TENDONU: MİTOLOJİ EFSANESİNDEN HAYATIN VE SPORUN GÖRÜNMEZ KAHRAMANI… İNSAN VÜCUDUNUN EN KRİTİK NOKTASINA













25 Nisan 2026 Cumartesi

BEŞİKTAŞ VE TÜRK BAYRAĞI: BİR SEMBOL DEĞİL, SESSİZ BİR MÜCADELE TARİHİ

Beşiktaş Jimnastik Kulübü, yalnızca bir spor kulübü değil, aynı zamanda kökleri Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına uzanan bir mücadele ve vatanseverlik mirasının taşıyıcısıdır. Kulübün tarihindeki en güçlü sembollerden biri ise armasında yer alan Türk Bayrağıdır.

Kurtuluş Savaşı yıllarında Beşiktaşlı sporcuların bir kısmı cepheye gitmiş, kulüp binası ise farklı amaçlarla kullanılmıştır. Bu dönem, kulübün yalnızca sportif faaliyetlerle değil, ülkenin içinde bulunduğu zorlu süreçte aktif bir duruş sergilediği yıllar olarak hafızalara kazınmıştır. Bu fedakârlıklar, Beşiktaş’ın tarihine silinmez bir iz bırakmıştır.

Cumhuriyet’in ilanından sonraki ilk yıllarda, bu katkıların ve savaş dönemindeki duruşun bir karşılığı olarak Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün emriyle Beşiktaş armasına Türk Bayrağı ekleme hakkı tanındı. Beşiktaş’a özel bir arma düzenlemesi yapıldı. Bu kapsamda kulüp armasına Türk Bayrağı eklenmesi, Beşiktaş’ın milli mücadeledeki rolünün bir simgesi olarak kabul edilmiştir. Bu durum, kulübü diğer spor kulüplerinden ayıran tarihî bir özellik olarak görülür.

Armadaki bu değişiklik yalnızca bir tasarım tercihi değil, aynı zamanda bir anlam taşımaktadır. Siyah-beyaz renklerin yanına eklenen kırmızı-beyaz Türk Bayrağı, bağımsızlık, birlik ve vatan sevgisinin sembolü haline gelmiştir. Armanın her detayı, o dönemin ruhunu ve verilen mücadelenin hatırasını yansıtır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün spora ve gençliğe verdiği önem, bu tür sembolik değerlerin oluşumunda önemli bir yere sahiptir. Beşiktaş’ın Cumhuriyet’in ilk yıllarında taşıdığı rol, kulübün yalnızca sportif değil aynı zamanda toplumsal bir kimlik kazanmasına da katkı sağlamıştır.

Zaman içinde bu arma, Beşiktaş camiası için bir sembolden öte, bir aidiyet ve sorumluluk ifadesine dönüşmüştür. Tribünlerde dalgalanan her bayrak, yalnızca bir kulübü değil, aynı zamanda geçmişten gelen bir mücadele ruhunu temsil eder.

Bu nedenle “Neden sadece Beşiktaş armasında Türk Bayrağı var?” sorusu, aslında kulübün tarihsel anlatısına ve bu anlatının oluşturduğu algıya dayanır. Bu sembol, Beşiktaş’ın kendisini yalnızca bir spor kulübü olarak değil, tarihsel ve kültürel bir değer olarak konumlandırmasının bir parçasıdır.

Beşiktaş taraftarı için bu arma, kuşaktan kuşağa aktarılan bir mirastır. Her yeni nesil, bu sembolün yalnızca bir görsel olmadığını, arkasında bir tarih ve mücadele bulunduğunu öğrenerek büyür. Bu bilinç, kulübün kültürünün en güçlü unsurlarından biridir.

Siyahın hüznü, beyazın umudu ve kırmızının vatan sevgisiyle birleştiği bu kimlik, Beşiktaş’ı yalnızca bir futbol takımı olmaktan çıkararak daha geniş bir anlam alanına taşır. Her başarı, bu tarihsel ve sembolik yükle birlikte değerlendirilir.

Sonuç olarak Beşiktaş arması, yalnızca bir spor kulübünün logosu değil; fedakârlığın, vatan sevgisinin ve Cumhuriyet ile kurulan güçlü bağın bir ifadesidir. Bu nedenle Beşiktaşlılar için arma, geçmişten bugüne taşınan bir onur nişanıdır.

Arda ÇETİN

Uluslararası İlişkiler

Beykoz Eğitim ve Spor

Paşa Ajans

24 Nisan 2026 Cuma

BEYKOZ’DA ÇOCUKLAR İÇİN SPOR, GELİŞİM VE EĞLENCE:GK SPOR TAM GÜN YAZ SPOR OKULLARI


Beykoz’da çocukların yaz tatilini hem eğlenceli hem de verimli geçirebileceği kapsamlı bir organizasyon daha hayata geçti. GK Spor Kulübü bünyesinde düzenlenen Tam Gün Yaz Spor Okulları, Kavacık’taki Celal Aras Anadolu Lisesi Spor Salonu’nda Beykoz halkının hizmetine başladı.
Program; uzman, deneyimli ve pedagojik formasyona sahip Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenleri gözetiminde, genç ve dinamik antrenörler eşliğinde gerçekleştirilecek.
Kulüp koordinatörlerinden edinilen bilgilere göre yaz spor okulları iki dönem halinde düzenlenecek. Eğitimler hafta içi 5 gün boyunca, saat 09.00 ile 17.00 arasında yapılacak.
Dönem Tarihleri
  • 1. Dönem: 29 Haziran 2026 – 24 Temmuz 2026
  • 2. Dönem: 25 Temmuz 2026 – 21 Ağustos 2026
Program kapsamında çocuklara birçok farklı branşta eğitim verilecek. Basketbol, Yüzme, Cimnastik, Voleybol, Futsal, Judo, Tenis, Badminton, Masa Tenisi ve Atletizmin yanı sıra; Geleneksel Oyunlar, Drama, Beceri Koordinasyon çalışmaları ve Survivor Parkurları gibi eğlenceli aktiviteler de yer alacak.
Özellikle kıyasıya mücadelelere sahne olan Survivor parkurları ve takım etkinlikleri sayesinde çocuklar hem fiziksel gelişim sağlayacak hem de sosyal yönlerini güçlendirme fırsatı bulacak.
Veliler için de oldukça esnek seçenekler sunuluyor. Tercihlere göre:
  • Tam gün veya yarım gün,
  • Sabah ya da öğleden sonra,
  • Tek branş eğitimi,
  • Haftada 2, 3 veya 5 gün katılım
Gibi farklı program alternatifleri oluşturulabiliyor.
Ayrıca tam gün programa katılan öğrenciler için, ev yemeklerinden oluşan öğle yemeği ile ikindi kahvaltısı hizmeti de sunulacak.
GK Spor Kulübü’nün yaz spor okulları, çocukların yaz tatilini spor, disiplin, eğlence ve sosyal gelişimle iç içe geçirebileceği önemli bir fırsat olarak dikkat çekiyor.

KAYIT-BİLGİ-İLETİŞİM: 05538381103

3 Mart 2026 Salı

YARAMAZ DEĞİL, DUYULMAYAN BİR ÇOCUK

Çocuklarda davranış sorunları; sürekli karşı gelme, saldırganlık, kuralları ihlal etme, aşırı inatçılık, yalan söyleme ya da empati eksikliği gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Uzmanlar bu tabloyu kimi zaman “karşıt olma-karşı gelme bozukluğu” ya da “davranım bozukluğu” başlıkları altında değerlendirir.
Ancak bir çocuğa etiket yapıştırmadan önce şu soruyu sormamız gerekir:
Bu çocuk bize ne anlatmaya çalışıyor?
Çocuklar, yetişkinler gibi duygularını kelimelerle ifade edemezler. İç dünyalarında yaşadıkları karmaşa çoğu zaman davranışlarına yansır. Boşanma süreci, aile içi çatışmalar, aşırı baskıcı ya da aşırı ilgisiz ebeveyn tutumları, akademik baskı, akran zorbalığı… Tüm bunlar bir çocuğun içinde birikir ve davranış olarak dışarı taşar.
Bir çocuk düşünün…
Sürekli öfkeli. Kurallara uymuyor. Okulda sorun çıkarıyor. Kardeşine vuruyor. Öğretmeniyle tartışıyor.
Çoğu zaman bu çocuk için kullanılan ilk kelime şudur: “Yaramaz.”
Oysa belki de o çocuk, duyulmayan bir cümlenin içinde yaşamaktadır.
Bir çocuğun davranışını düzeltmeye çalışırken yalnızca sonucu hedef almak genellikle yeterli olmaz. Ceza vermek, bağırmak, kıyaslamak ya da utandırmak kısa vadede baskı oluşturabilir; ancak uzun vadede öfkeyi, kırgınlığı ve güvensizliği büyütür.
Unutulmamalıdır ki:
Çocuklar en çok zorlandıkları zamanlarda en çok desteğe ihtiyaç duyarlar.
Günlük yaşamdan bir örnek:
Öğretmen deftere not düşmüş:
“Ders boyunca yerinde durmadı. Arkadaşına vurdu. Uyarılara rağmen konuşmaya devam etti.”
Anne akşam yorgun bir şekilde eve gelir, defteri görür ve kaşlarını çatar:
“Sen neden böylesin?”
O çocuk o anda iki şeyi öğrenir:
Yine anlaşılmadığını.
Yine yalnız olduğunu.
Oysa kimse sormaz: Bu çocuk ne yaşıyor?
Toplum olarak çoğu zaman cezayı çözüm sanıyoruz. Bağırmak, korkutmak, telefonu yasaklamak… Oysa davranışı bastırmak, duyguyu ortadan kaldırmaz. Sadece içeriye hapseder. Ve bastırılan duygu, bir gün daha güçlü bir öfke olarak geri dönebilir.
Asıl mesele şu:
Biz çocuğun davranışını mı düzeltmeye çalışıyoruz, yoksa çocuğun kendisini mi anlamaya çalışıyoruz?
Hiçbir çocuk “sorunlu” doğmaz.
Ama her çocuk anlaşılmadığında yalnızlaşır.
Bir çocuk “problem çıkarıyorsa”, belki de çözülmemiş bir problemin içindedir.
Belki de bir çocuğun hayatını değiştirecek cümle şudur:
“Belli ki bir şeyler seni çok zorluyor. Anlatmak ister misin?”
Davranışı bastırmak yerine, davranışın arkasındaki hikâyeyi duymaya hazır olmalıyız.
Ailelere Düşen Sorumluluklar
Tutarlılık:
Kurallar net ve istikrarlı olmalıdır. Bugün yasak olan yarın serbest olmamalıdır.
Model olmak:
Çocuk söyleneni değil, gördüğünü öğrenir. Sakin bir yetişkin, sakin bir çocuk yetiştirir.
Duyguyu davranıştan ayırmak:
“Bu davranış doğru değil” demek ile “Sen kötüsün” demek aynı şey değildir.
Profesyonel destek almak:
Davranışlar uzun süre devam ediyor ve çocuğun günlük yaşamını ciddi şekilde etkiliyorsa bir uzmandan destek alınmalıdır.
Öğretmenler, aileler ve toplum olarak çocukları yalnızca akademik başarı üzerinden değerlendirdiğimizde, onların duygusal dünyasını ihmal edebiliyoruz. Oysa ruh sağlığı; matematik notu kadar, hatta çoğu zaman daha da önemlidir.
Çünkü anlaşılmış bir çocuk, zaten öğrenmeye hazırdır.

Ercan ÇETİN

Eğitimci, Sporcu ve Araştırmacı Yazar

Eğitim ve Spor Ajans

2 Mart 2024 Cumartesi

‘’MAZİDEN ATİYE ŞİİR OKUMA YARIŞMASI’’ BİRİNCİSİ CELAL ARAS ANADOLU LİSESİ ÖĞRENCİSİ

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen ve amacı ortaöğretim kademesindeki öğrencilere Türk dilini doğru, güzel, etkili ve vurgu ve tonlamalara dikkat ederek icra edebilmek adına okullar arası ‘’Maziden Atiye Şiir okuma’’ yarışmasının Beykoz İlçe BİRİNCİLİĞİNİ Celal Aras Anadolu Lisesi öğrencisi Mehmet Emin KOLİSTOĞLU kazanmıştır.

Okul Yöneticilerinden Ercan ÇETİN yaptığı açıklamada ‘’Okulumuzun 2011-2012 yılında açılışından beri bu okulda görev yapmaktayım. 12 yıl içeresinde bir çok başarıya imza attık. Akademik başarılarımızın yanında, Edebiyat, Kompozisyon, Şiir, Makale, sosyal sorumluluk projelerindeki başarılarımızın yanında sportif başarılarımızda, Masa tenisi erkek takımı NEVŞEHİR’ de yapılan TÜRKİYE FİNALLERİNDE TÜRKİYE BEŞİNCİSİ, DÜZCE’de iki yıl üst üste 2 kez TÜRKİYE GRUP ÜÇÜNCÜSÜ, 1 kez İSTANBUL ŞAMPİYONU, 1 kez İSTANBUL İKİNCİSİ; Genç Erkekler Voleybol Mersin Anamur’da TÜRKİYE ÜÇÜNCÜSÜ, İSTANBUL ŞAMPİYONU; Atletizm Yüksek atlama DÜNYA DÖRDÜNCÜSÜ, GENÇLİK OLİMPİYATLARI BEŞİNCİSİ, BALKAN ÜLKELERİ ÜÇÜNCÜSÜ, 4 kez İSTANBUL ŞAMPİYONU; Futbol İLÇE ŞAMPİYONU, Futsal İLÇE İKİNCİLİĞİ, Basketbol Erkekler 2 kez İLÇE ŞAMPİYONU, 1 kez İLÇE İKİNCİLİĞİ, 2 kez İLÇE ÜÇÜNCÜLÜĞÜ; Voleybol Erkekler 5 kez İLÇE ŞAMPİYONU, 1 kez İLÇE İKİNCİLİĞİ; Voleybol Kızlar 2 kez İLÇE ŞAMPİYONU, 2 kez İLÇE İKİNCİLİĞİ, 3 kez İLÇE ÜÇÜNCÜLÜĞÜ; Futsal Kızlar 2 kez İLÇE İKİNCİLİĞİ, Kros kızlar 3 kez İLÇE ŞAMPİYONU, 3 kez İLÇE İKİNCİLİĞİ, 2 kez İLÇE ÜÇÜNCÜLÜĞÜ; ayrıca ferdi olarak birçok branşlarda İlçe, İl ve Türkiye çapında derece alan öğrencilerimiz olmuştur. 12 yıla sığdırdığımız bu başarılarımız devam etmektedir. Yıllar içeresinde bu başarılarda emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunarım.’’ Şeklinde açıklamalarda bulundu.     

Beykoz İlçe BİRİNCİSİ Mehmet Emin KOLİSTOĞLU, yarışmada Türk Edebiyatının ünlü şairlerinden Ahmet Muhip DIRANAS’ın ‘’KAR’’ şiirini başarılı bir şekilde okuyarak BİRİNCİLİK kazanmış ve aynı zamanda diğer ilçe birincileri ile İSTANBUL FİNALİNE katılmaya hak kazanmıştır.

Ahmet Muhip DIRANAS’ın KAR şiiri

Kardır yağan üstümüze geceden,
Yağmurlu, karanlık bir düşünceden,
Ormanın uğultusuyla birlikte
Ve dörtnala dümdüz bir mavilikte
Kar yağıyor üstümüze, inceden.

Sesin nerde kaldı, her günkü sesin,
Unutulmuş güzel şarkılar için
Bu kar gecesinde uzaktan, yoldan,
Rüzgâr gibi tâ eski Anadolu'dan
Sesin nerde kaldı? kar içindesin!

Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam!
Uyandırmayın beni, uyanamam.
Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına,
Allah aşkına, gök, deniz aşkına
Yağsın kar üstümüze buram buram...


Buğulandıkça yüzü her aynanın
Beyaz dokusunda bu saf rüyanın
Göğe uzanır - tek, tenha - bir kamış
Sırf unutmak için, unutmak ey kış!
Büyük yalnızlığını dünyanın.

BEYKOZ EĞİTİM VE SPOR Site Yönetimi olarak, Beykoz İlçe BİRİNCİSİ Mehmet Eymen KOLİSTOĞLU’nu ve Öğretmenlerini tebrik eder, İstanbul Finalinde başarılar dileriz.

Arda ÇETİN

Beykoz Eğitim ve Spor

Paşa Ajans

28 Şubat 2024 Çarşamba

OKÇULUK YARIŞMALARI BEYKOZ ÜÇÜNCÜSÜ CELAL ARAS ANADOLU LİSESİ ÖĞRENCİSİ

 

İstanbul İl Gençlik ve Spor Müdürlüğü ve Beykoz İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü organizesinde gerçekleştirilen, Beykoz İlçesi Liseler arası Okçuluk yarışmalarında, Celal Aras Anadolu Lisesi öğrencisi Mustafa Talha SAFİ, yapılan yarışmalar sonunda  BEYKOZ ÜÇÜNCÜSÜ olmuştur.

Okuldaki dersleri ve sporu birlikte yürüten başarılı sporcu öğrenci Mustafa Talha SAFİ, derslerini aksatmadan çalışmalarını yoğunlaştıracağını, önümüzdeki yıllarda Şampiyonluğu hedeflediğini belirtmiştir.

BEYKOZ EĞİTİM VE SPOR Site Yönetimi olarak, Beykoz İlçe ÜÇÜNCÜSÜ Mustafa Talha SAFİ’ yi ve Öğretmenlerini tebrik eder, bundan sonraki yarışmalarında başarılar dileriz.

Arda ÇETİN

Beykoz Eğitim ve Spor

Paşa Ajans

16 Aralık 2023 Cumartesi

OKUL MÜDÜRÜ İNTİHAR ETTİ


İstanbul’un Beykoz ilçesi okullarından, Beykoz Boğaziçi Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdürü Abdullah ÇATAL bu sabah saatlerinde okulun spor salonunda kendini iple asarak hayatına son vermiştir.

Okul personeli tarafından emniyet ve sağlık ekiplerine haber verilmiş, spor salonuna gelen emniyet ve sağlık ekipleri tarafından Abdullah Çatal’ın hayatını kaybettiği tespit edilmiştir.

İntihar ederek hayatına son veren Abdullah Çatal’ın cansız bedeni adli tıp kurumu morguna kaldırıldı.

Beykoz’da başarılı çalışmaları ile sevilen ve takdir edilen eğitim yöneticisi 2 çocuk babası idi.

Cenazesi 17/12/2023 Pazar günü Samsun Vezirköprü Adatepe köyünde defnedilecektir.

Beykoz Eğitim ve Spor Yönetimi olarak merhuma Allah’tan Rahmet, ailesine sabırlar, Eğitim camiamıza başsağlığı dileriz.

Beykoz Eğitim ve Spor

9 Kasım 2022 Çarşamba

YAŞAMDA VAR OL...

Doğaya bakıp örnek almak gerek..
Güç toplamak gerek..
Umut etmek gerek..
Hayata tutunmak gerek...
Tutunurken akışa da uymak gerek..

Güneş'e bak...
Hergün yeniden doğup batıyor..
Ve var olalı hep tek başına...
Ya  Ay...!.
Her gece yıldızlara rağmen var...

Her mevsim ağaçlar, bitkiler, çeşit çeşit hayvanlar, böcekler, kuşlar vs..hepsi hepsi bitmez bir döngüye yeniden yeniden var oluyorlar...
Hiç bir ağaç yaprak döktü diye kuruyup ölmüyor...
Zamanı gelince yeniden yemyeşil yaprakları oluyor...

Su hep akar...
Dağ, dere, taş, toprak, deniz, okyanus demeden hep yol alır, hep var olur...
Doğada oluş vardır, şikâyet yoktur..
İnsan da böyle olmalıdır..
Her daim bir oluş içinde, oluşu su gibi akışda..

Şikâyet etmeden, olmakta olana şükürle  ve huzurla yaşamalı..
Zamanı gelince herseyin bir sonu vardır..
Şüphesiz ömrün de...
Onurlu, vicdanlı, merhametli, dürüst  yaşamaya bakın..
Kalplerde yaşamaya bakın..
Hesap etmeden, yargılamadan, kırmadan, dökmeden yaşayın..

Herkesin herşeyden ve herkesden, canlı cansız her varlıktan öğreneceği şeyler vardır..
Zamanınızı iyi değerlendirin..
Sizi üzenlerle saniyenizi dahi ziyân etmeyin...
Sizi hak etmeyenlerle de görüşmeyin.. 
Herkes kendi sarrafında değerlidir...
Dikkat edin değer bilmeyenlerde ziyân olmayın..
Kendinizi gerçekten iyi tanıyın...
Ne istediğinizi de istemediğinizi de bilin..
Bilin ki yolunuz kolaylıkla olsun...

Oldu ya yanlışa denk geldinizse, su gibi olun...
Esnek ve akışkan olun, yolunuzu değiştirin...
Ama asla yolculuğunuzdan vaz geçmeyin...
Hatır diye de çukura atlanılmaz...!
Değerinizi bilin, iyi yaşayın, iyi insanlarla görüşün..
Bugünden akan...
Sevgilerimle...

Ceyda ÇEÇEN
Eğitimci Yazar 

7 Haziran 2022 Salı

CELAL ARAS ANADOLU LİSESİ ÖĞRENCİLERİNDEN‘’KADINA YÖNELİK ŞİDDET’’KONULU TİYATRO GÜNLERİ DEVAM EDİYOR

Beykoz İlçesi Kavacık Celal Aras Anadolu Lisesi Öğrencileri 2021-2022 Eğitim ve Öğretim yılı içerisinde hazırlamış oldukları ‘’KADINA YÖNELİK ŞİDDET’’ konulu tiyatro gösterilerini yıl sonu etkinlikleri çerçevesinde okulun konferans salonunda sergilemektedirler.

Öğrencileri ile birlikte tiyatro çalışmalarını hazırlayan ve organize eden Celal Aras Anadolu Lisesi Rehber Öğretmeni Mukaddes ÇAM ile yaptığımız görüşmede ‘’ Yıl içerisinde öğrencilerimiz ile, yıl sonu için bir tiyatro gösterisi hazırlamaya karar verdik. Öğrencilerimizin özverili çalışmaları sonunda hazırladığımız oyunu,  bu hafta içinde tüm okul öğrencilerimize ve velilerimize seanslar halinde sunuyoruz. Gün içerisinde 3-4 seans ile 2 veya 3 gün sürecek olan tiyatro günlerimizde, Tahminimizden daha fazla ilgi gören öğrencilerimiz çok mutlu oldular. Aldıkları alkışlar yorgunluklarını unutturdu. Tiyatro günlerinde her görevde çalışan öğrencilerimize, bizi yalnız bırakmayan okul idaresi ve tüm öğretmen arkadaşlarıma sonsuz teşekkürlerimi sunarım.’’ Şeklinde konuştu.

Beykoz Eğitim ve Spor Web Sitesi Paşa Ajans yönetimi olarak izlediğimiz tiyatro gösterisinde öğrenciler çok anlamlı, toplumsal bir olaya parmak basan konusu ve müthiş performansları ile göz doldurdular.

Tüm emeği geçenleri tebrik ediyoruz.

Arda ÇETİN
Beykoz Eğitim ve Spor
Paşa Ajans