bozukluğu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bozukluğu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2026 Salı

YARAMAZ DEĞİL, DUYULMAYAN BİR ÇOCUK

Çocuklarda davranış sorunları; sürekli karşı gelme, saldırganlık, kuralları ihlal etme, aşırı inatçılık, yalan söyleme ya da empati eksikliği gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Uzmanlar bu tabloyu kimi zaman “karşıt olma-karşı gelme bozukluğu” ya da “davranım bozukluğu” başlıkları altında değerlendirir.
Ancak bir çocuğa etiket yapıştırmadan önce şu soruyu sormamız gerekir:
Bu çocuk bize ne anlatmaya çalışıyor?
Çocuklar, yetişkinler gibi duygularını kelimelerle ifade edemezler. İç dünyalarında yaşadıkları karmaşa çoğu zaman davranışlarına yansır. Boşanma süreci, aile içi çatışmalar, aşırı baskıcı ya da aşırı ilgisiz ebeveyn tutumları, akademik baskı, akran zorbalığı… Tüm bunlar bir çocuğun içinde birikir ve davranış olarak dışarı taşar.
Bir çocuk düşünün…
Sürekli öfkeli. Kurallara uymuyor. Okulda sorun çıkarıyor. Kardeşine vuruyor. Öğretmeniyle tartışıyor.
Çoğu zaman bu çocuk için kullanılan ilk kelime şudur: “Yaramaz.”
Oysa belki de o çocuk, duyulmayan bir cümlenin içinde yaşamaktadır.
Bir çocuğun davranışını düzeltmeye çalışırken yalnızca sonucu hedef almak genellikle yeterli olmaz. Ceza vermek, bağırmak, kıyaslamak ya da utandırmak kısa vadede baskı oluşturabilir; ancak uzun vadede öfkeyi, kırgınlığı ve güvensizliği büyütür.
Unutulmamalıdır ki:
Çocuklar en çok zorlandıkları zamanlarda en çok desteğe ihtiyaç duyarlar.
Günlük yaşamdan bir örnek:
Öğretmen deftere not düşmüş:
“Ders boyunca yerinde durmadı. Arkadaşına vurdu. Uyarılara rağmen konuşmaya devam etti.”
Anne akşam yorgun bir şekilde eve gelir, defteri görür ve kaşlarını çatar:
“Sen neden böylesin?”
O çocuk o anda iki şeyi öğrenir:
Yine anlaşılmadığını.
Yine yalnız olduğunu.
Oysa kimse sormaz: Bu çocuk ne yaşıyor?
Toplum olarak çoğu zaman cezayı çözüm sanıyoruz. Bağırmak, korkutmak, telefonu yasaklamak… Oysa davranışı bastırmak, duyguyu ortadan kaldırmaz. Sadece içeriye hapseder. Ve bastırılan duygu, bir gün daha güçlü bir öfke olarak geri dönebilir.
Asıl mesele şu:
Biz çocuğun davranışını mı düzeltmeye çalışıyoruz, yoksa çocuğun kendisini mi anlamaya çalışıyoruz?
Hiçbir çocuk “sorunlu” doğmaz.
Ama her çocuk anlaşılmadığında yalnızlaşır.
Bir çocuk “problem çıkarıyorsa”, belki de çözülmemiş bir problemin içindedir.
Belki de bir çocuğun hayatını değiştirecek cümle şudur:
“Belli ki bir şeyler seni çok zorluyor. Anlatmak ister misin?”
Davranışı bastırmak yerine, davranışın arkasındaki hikâyeyi duymaya hazır olmalıyız.
Ailelere Düşen Sorumluluklar
Tutarlılık:
Kurallar net ve istikrarlı olmalıdır. Bugün yasak olan yarın serbest olmamalıdır.
Model olmak:
Çocuk söyleneni değil, gördüğünü öğrenir. Sakin bir yetişkin, sakin bir çocuk yetiştirir.
Duyguyu davranıştan ayırmak:
“Bu davranış doğru değil” demek ile “Sen kötüsün” demek aynı şey değildir.
Profesyonel destek almak:
Davranışlar uzun süre devam ediyor ve çocuğun günlük yaşamını ciddi şekilde etkiliyorsa bir uzmandan destek alınmalıdır.
Öğretmenler, aileler ve toplum olarak çocukları yalnızca akademik başarı üzerinden değerlendirdiğimizde, onların duygusal dünyasını ihmal edebiliyoruz. Oysa ruh sağlığı; matematik notu kadar, hatta çoğu zaman daha da önemlidir.
Çünkü anlaşılmış bir çocuk, zaten öğrenmeye hazırdır.

Beykoz Eğitim ve Spor
Paşa Ajans

2022-2023 SEZONU CELAL ARAS ANADOLU LİSESİ SINIFLARARASI FUTBOL SÜPER LİGLERİ PUAN DURUMU

2022-2023 SEZONU CELAL ARAS ANADOLU LİSESİ SINIFLARARASI FUTBOL SÜPER LİGLERİ PUAN DURUMU
TAKIM FOTOĞRAFINA TIKLAYINIZ