19 Mayıs 2026 Salı

BEYKOZ’DA ÇOCUKLAR İÇİN SPOR, GELİŞİM VE EĞLENCE:GK SPOR TAM GÜN YAZ SPOR OKULLARI


Beykoz’da çocukların yaz tatilini hem eğlenceli hem de verimli geçirebileceği kapsamlı bir organizasyon daha hayata geçti. GK Spor Kulübü bünyesinde düzenlenen Tam Gün Yaz Spor Okulları, Kavacık’taki Celal Aras Anadolu Lisesi Spor Salonu’nda Beykoz halkının hizmetine başladı.
Program; uzman, deneyimli ve pedagojik formasyona sahip Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenleri gözetiminde, genç ve dinamik antrenörler eşliğinde gerçekleştirilecek.
Kulüp koordinatörlerinden edinilen bilgilere göre yaz spor okulları iki dönem halinde düzenlenecek. Eğitimler hafta içi 5 gün boyunca, saat 09.00 ile 17.00 arasında yapılacak.
Dönem Tarihleri
  • 1. Dönem: 29 Haziran 2026 – 24 Temmuz 2026
  • 2. Dönem: 25 Temmuz 2026 – 21 Ağustos 2026
Program kapsamında çocuklara birçok farklı branşta eğitim verilecek. Basketbol, Yüzme, Cimnastik, Voleybol, Futsal, Judo, Tenis, Badminton, Masa Tenisi ve Atletizmin yanı sıra; Geleneksel Oyunlar, Drama, Beceri Koordinasyon çalışmaları ve Survivor Parkurları gibi eğlenceli aktiviteler de yer alacak.
Özellikle kıyasıya mücadelelere sahne olan Survivor parkurları ve takım etkinlikleri sayesinde çocuklar hem fiziksel gelişim sağlayacak hem de sosyal yönlerini güçlendirme fırsatı bulacak.
Veliler için de oldukça esnek seçenekler sunuluyor. Tercihlere göre:
  • Tam gün veya yarım gün,
  • Sabah ya da öğleden sonra,
  • Tek branş eğitimi,
  • Haftada 2, 3 veya 5 gün katılım
Gibi farklı program alternatifleri oluşturulabiliyor.
Ayrıca tam gün programa katılan öğrenciler için, ev yemeklerinden oluşan öğle yemeği ile ikindi kahvaltısı hizmeti de sunulacak.
GK Spor Kulübü’nün yaz spor okulları, çocukların yaz tatilini spor, disiplin, eğlence ve sosyal gelişimle iç içe geçirebileceği önemli bir fırsat olarak dikkat çekiyor.

KAYIT-BİLGİ-İLETİŞİM: 05538381103

25 Nisan 2026 Cumartesi

BEŞİKTAŞ VE TÜRK BAYRAĞI: BİR SEMBOL DEĞİL, SESSİZ BİR MÜCADELE TARİHİ

Beşiktaş Jimnastik Kulübü, yalnızca bir spor kulübü değil, aynı zamanda kökleri Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına uzanan bir mücadele ve vatanseverlik mirasının taşıyıcısıdır. Kulübün tarihindeki en güçlü sembollerden biri ise armasında yer alan Türk Bayrağıdır.

Kurtuluş Savaşı yıllarında Beşiktaşlı sporcuların bir kısmı cepheye gitmiş, kulüp binası ise farklı amaçlarla kullanılmıştır. Bu dönem, kulübün yalnızca sportif faaliyetlerle değil, ülkenin içinde bulunduğu zorlu süreçte aktif bir duruş sergilediği yıllar olarak hafızalara kazınmıştır. Bu fedakârlıklar, Beşiktaş’ın tarihine silinmez bir iz bırakmıştır.

Cumhuriyet’in ilanından sonraki ilk yıllarda, bu katkıların ve savaş dönemindeki duruşun bir karşılığı olarak Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün emriyle Beşiktaş armasına Türk Bayrağı ekleme hakkı tanındı. Beşiktaş’a özel bir arma düzenlemesi yapıldı. Bu kapsamda kulüp armasına Türk Bayrağı eklenmesi, Beşiktaş’ın milli mücadeledeki rolünün bir simgesi olarak kabul edilmiştir. Bu durum, kulübü diğer spor kulüplerinden ayıran tarihî bir özellik olarak görülür.

Armadaki bu değişiklik yalnızca bir tasarım tercihi değil, aynı zamanda bir anlam taşımaktadır. Siyah-beyaz renklerin yanına eklenen kırmızı-beyaz Türk Bayrağı, bağımsızlık, birlik ve vatan sevgisinin sembolü haline gelmiştir. Armanın her detayı, o dönemin ruhunu ve verilen mücadelenin hatırasını yansıtır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün spora ve gençliğe verdiği önem, bu tür sembolik değerlerin oluşumunda önemli bir yere sahiptir. Beşiktaş’ın Cumhuriyet’in ilk yıllarında taşıdığı rol, kulübün yalnızca sportif değil aynı zamanda toplumsal bir kimlik kazanmasına da katkı sağlamıştır.

Zaman içinde bu arma, Beşiktaş camiası için bir sembolden öte, bir aidiyet ve sorumluluk ifadesine dönüşmüştür. Tribünlerde dalgalanan her bayrak, yalnızca bir kulübü değil, aynı zamanda geçmişten gelen bir mücadele ruhunu temsil eder.

Bu nedenle “Neden sadece Beşiktaş armasında Türk Bayrağı var?” sorusu, aslında kulübün tarihsel anlatısına ve bu anlatının oluşturduğu algıya dayanır. Bu sembol, Beşiktaş’ın kendisini yalnızca bir spor kulübü olarak değil, tarihsel ve kültürel bir değer olarak konumlandırmasının bir parçasıdır.

Beşiktaş taraftarı için bu arma, kuşaktan kuşağa aktarılan bir mirastır. Her yeni nesil, bu sembolün yalnızca bir görsel olmadığını, arkasında bir tarih ve mücadele bulunduğunu öğrenerek büyür. Bu bilinç, kulübün kültürünün en güçlü unsurlarından biridir.

Siyahın hüznü, beyazın umudu ve kırmızının vatan sevgisiyle birleştiği bu kimlik, Beşiktaş’ı yalnızca bir futbol takımı olmaktan çıkararak daha geniş bir anlam alanına taşır. Her başarı, bu tarihsel ve sembolik yükle birlikte değerlendirilir.

Sonuç olarak Beşiktaş arması, yalnızca bir spor kulübünün logosu değil; fedakârlığın, vatan sevgisinin ve Cumhuriyet ile kurulan güçlü bağın bir ifadesidir. Bu nedenle Beşiktaşlılar için arma, geçmişten bugüne taşınan bir onur nişanıdır.

Arda ÇETİN

Uluslararası İlişkiler

Beykoz Eğitim ve Spor

Paşa Ajans

26 Mart 2026 Perşembe

MODERN DÜNYAYA DİRENEN HALK: NENETLERİN GİZEMLİ SIRADIŞI YAŞAMI

Dünyanın en zorlu coğrafyalarından birinde, yılın büyük bölümünü dondurucu soğuklarla geçiren bir halk düşünün… Modern şehir hayatından kilometrelerce uzakta, doğayla iç içe ve onun kurallarına göre yaşayan bir topluluk: Rusya’nın kuzeyinde, özellikle Sibirya ve Yamal Yarımadası civarında yaşayan Nenetler.
En ilginç yönlerinden biri ise sürekli hareket halinde olmalarıdır. Yıl boyunca binlerce kilometre yol kat ederek ren geyiklerinin otlaklarını takip ederler. Bu göçler sırasında kullandıkları “çum” adı verilen konik çadırlar, birkaç saat içinde kurulup sökülebilir. Bu pratik yaşam tarzı, doğayla mükemmel bir uyum içinde geliştirilmiştir.
Nenetler, göçebe bir yaşam tarzını hâlâ sürdürebilen nadir topluluklardan biridir. Onların hayatı, büyük ölçüde ren geyikleriyle şekillenir. Bu hayvanlar sadece bir geçim kaynağı değil; aynı zamanda ulaşım, giyim ve beslenmenin de temelidir. Bir Nenet ailesinin zenginliği, sahip olduğu ren geyiği sayısıyla ölçülür.
Nenetlerin yaşamı, dışarıdan bakıldığında oldukça zor görünür. Kış aylarında sıcaklık -40 dereceye kadar düşebilir. Ancak onlar için bu, sıradan bir durumdur. Kürk giysiler, özel olarak hazırlanmış botlar ve doğadan öğrendikleri yöntemlerle bu sert koşullara uyum sağlarlar. Modern teknolojinin sınırlı olduğu bu bölgelerde, hayatta kalmak tamamen bilgi ve deneyime dayanır.
Beslenme alışkanlıkları da oldukça dikkat çekicidir. Çiğ veya donmuş ren geyiği eti tüketmek, onların günlük yaşamının bir parçasıdır. Bu hem enerji ihtiyacını karşılar hem de aşırı soğukta vücut direncini artırır. Aynı zamanda doğaya saygı, Nenet kültürünün temel taşlarından biridir; ihtiyaçları kadar tüketirler.
Belki de en etkileyici yanları, modern dünyaya rağmen geleneklerini koruyabilmiş olmalarıdır. Günümüzde birçok yerli topluluk hızla değişirken, Nenetler hâlâ atalarından kalan yaşam biçimini sürdürmeye çalışıyor. Elbette teknolojinin etkisi yavaş yavaş hissedilse de onların doğayla kurduğu güçlü bağ hâlâ ayakta.
Nenetlerin hikâyesi bize şunu hatırlatır: İnsan, doğayla savaşarak değil; onunla uyum içinde yaşayarak var olabilir. Belki de modern hayatın karmaşasında unuttuğumuz en önemli ders, buzun ortasında yaşayan bu halktan geliyor.

Çünkü bazen en zor koşullarda yaşayanlar, hayata en güçlü tutunanlardır.

Beykoz Eğitim ve Spor

Paşa Ajans

3 Mart 2026 Salı

YARAMAZ DEĞİL, DUYULMAYAN BİR ÇOCUK

Çocuklarda davranış sorunları; sürekli karşı gelme, saldırganlık, kuralları ihlal etme, aşırı inatçılık, yalan söyleme ya da empati eksikliği gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Uzmanlar bu tabloyu kimi zaman “karşıt olma-karşı gelme bozukluğu” ya da “davranım bozukluğu” başlıkları altında değerlendirir.
Ancak bir çocuğa etiket yapıştırmadan önce şu soruyu sormamız gerekir:
Bu çocuk bize ne anlatmaya çalışıyor?
Çocuklar, yetişkinler gibi duygularını kelimelerle ifade edemezler. İç dünyalarında yaşadıkları karmaşa çoğu zaman davranışlarına yansır. Boşanma süreci, aile içi çatışmalar, aşırı baskıcı ya da aşırı ilgisiz ebeveyn tutumları, akademik baskı, akran zorbalığı… Tüm bunlar bir çocuğun içinde birikir ve davranış olarak dışarı taşar.
Bir çocuk düşünün…
Sürekli öfkeli. Kurallara uymuyor. Okulda sorun çıkarıyor. Kardeşine vuruyor. Öğretmeniyle tartışıyor.
Çoğu zaman bu çocuk için kullanılan ilk kelime şudur: “Yaramaz.”
Oysa belki de o çocuk, duyulmayan bir cümlenin içinde yaşamaktadır.
Bir çocuğun davranışını düzeltmeye çalışırken yalnızca sonucu hedef almak genellikle yeterli olmaz. Ceza vermek, bağırmak, kıyaslamak ya da utandırmak kısa vadede baskı oluşturabilir; ancak uzun vadede öfkeyi, kırgınlığı ve güvensizliği büyütür.
Unutulmamalıdır ki:
Çocuklar en çok zorlandıkları zamanlarda en çok desteğe ihtiyaç duyarlar.
Günlük yaşamdan bir örnek:
Öğretmen deftere not düşmüş:
“Ders boyunca yerinde durmadı. Arkadaşına vurdu. Uyarılara rağmen konuşmaya devam etti.”
Anne akşam yorgun bir şekilde eve gelir, defteri görür ve kaşlarını çatar:
“Sen neden böylesin?”
O çocuk o anda iki şeyi öğrenir:
Yine anlaşılmadığını.
Yine yalnız olduğunu.
Oysa kimse sormaz: Bu çocuk ne yaşıyor?
Toplum olarak çoğu zaman cezayı çözüm sanıyoruz. Bağırmak, korkutmak, telefonu yasaklamak… Oysa davranışı bastırmak, duyguyu ortadan kaldırmaz. Sadece içeriye hapseder. Ve bastırılan duygu, bir gün daha güçlü bir öfke olarak geri dönebilir.
Asıl mesele şu:
Biz çocuğun davranışını mı düzeltmeye çalışıyoruz, yoksa çocuğun kendisini mi anlamaya çalışıyoruz?
Hiçbir çocuk “sorunlu” doğmaz.
Ama her çocuk anlaşılmadığında yalnızlaşır.
Bir çocuk “problem çıkarıyorsa”, belki de çözülmemiş bir problemin içindedir.
Belki de bir çocuğun hayatını değiştirecek cümle şudur:
“Belli ki bir şeyler seni çok zorluyor. Anlatmak ister misin?”
Davranışı bastırmak yerine, davranışın arkasındaki hikâyeyi duymaya hazır olmalıyız.
Ailelere Düşen Sorumluluklar
Tutarlılık:
Kurallar net ve istikrarlı olmalıdır. Bugün yasak olan yarın serbest olmamalıdır.
Model olmak:
Çocuk söyleneni değil, gördüğünü öğrenir. Sakin bir yetişkin, sakin bir çocuk yetiştirir.
Duyguyu davranıştan ayırmak:
“Bu davranış doğru değil” demek ile “Sen kötüsün” demek aynı şey değildir.
Profesyonel destek almak:
Davranışlar uzun süre devam ediyor ve çocuğun günlük yaşamını ciddi şekilde etkiliyorsa bir uzmandan destek alınmalıdır.
Öğretmenler, aileler ve toplum olarak çocukları yalnızca akademik başarı üzerinden değerlendirdiğimizde, onların duygusal dünyasını ihmal edebiliyoruz. Oysa ruh sağlığı; matematik notu kadar, hatta çoğu zaman daha da önemlidir.
Çünkü anlaşılmış bir çocuk, zaten öğrenmeye hazırdır.
Beykoz Eğitim ve Spor
Paşa Ajans

26 Aralık 2025 Cuma

BAŞARININ İKİ TEMEL TAŞI: EĞİTİM VE SPOR

Günümüzde başarı yalnızca akademik bilgiyle ölçülmüyor. Fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimi bir arada destekleyen bireyler hem eğitim hayatında hem de yaşamın diğer alanlarında sağlam adımlar atarak çok daha başarılı oluyor. Bu noktada eğitim ve spor, birbirini tamamlayan iki önemli unsur olarak öne çıkıyor.

Hem eğitim hem de spor, disiplin gerektirir. Ders programı ile antrenman saatlerini dengeleyen bireyler, zaman yönetimi konusunda erken yaşta önemli bir alışkanlık kazanır. Bu beceri, ilerleyen yıllarda akademik ve profesyonel hayatta büyük bir avantaj sağlar.

Okullarda sporun teşvik edilmesi, sadece başarılı öğrenciler değil, sağlıklı bireyler yetiştirmek açısından da büyük önem taşır. Erken yaşta kazanılan spor alışkanlığı, obezite ve birçok kronik hastalığın önlenmesine katkı sağlar.

Uzun süre hareketsiz kalmak zihinsel yorgunluğu artırırken, spor beyne giden oksijen miktarını artırarak öğrenmeyi kolaylaştırır. Bu nedenle spor yapan öğrencilerin derslere daha motive olduğu ve akademik başarılarının arttığı sıkça gözlemlenir.

Spor, yalnızca bedeni değil zihni de geliştirir. Düzenli spor yapan öğrencilerde dikkat süresinin uzadığı, stres seviyesinin azaldığı ve problem çözme becerilerinin geliştiği bilimsel çalışmalarla da desteklenmektedir. Takım sporları ise iletişim, sorumluluk alma ve liderlik gibi sosyal becerilerin kazanılmasında önemli rol oynar.

Eğitim ve spor bir tercih değil, bir bütündür. Akademik başarıyı destekleyen spor, bireyin hem fiziksel hem de zihinsel gelişimini tamamlar. Bu dengeyi kurabilen bireyler, hayata bir adım önde başlar.

Okul çağındaki tüm çocuklarımız için EĞİTİM VE SPOR ’un bir bütün olduğunu unutmadan çocuklarımızın geleceğini ona göre şekillendirelim.

Beykoz Eğitim ve Spor

Paşa Ajans

20 Aralık 2025 Cumartesi

OMUZ KASLARINIZI KONTROL ETTİNİZ Mİ? KISA ÇIKARSA NE YAPMALIYIZ?


Teknolojik gelişmelerle birlikte günlük yaşamımızda, uzun süre masa başında çalışmak, telefona sürekli öne eğilerek bakmak, yanlış uyku pozisyonları, esneme hareketleri yapmadan spor yapmak, ön omuz ve göğüs kaslarının kısalmasına sebep olur. Ve omuzlar öne düşer.

Omuzlar… Hem estetik duruşun hem de günlük hareket kabiliyetinin gizli kahramanlarıdır.
Ama çoğu kişi omuz kaslarının kısa ya da gergin olduğunun farkında bile değil. İlk etapta nasıl anlayabiliriz? Eğer omuzlarınız doğal duruşta öne düşüyorsa, kollarınızı yukarıya kaldırırken zorlanıyorsanız, sırt ve boyun ağrıları sık sık oluyorsa, basit bir test yapalım: Duvara sırtınızı dayayın, kollarınızı yukarı kaldırın. Kollar duvara temas etmiyorsa ve çok zorlanıyorsanız, omuz çevresi kaslarınız büyük ihtimalle kısadır.

Ne yapmalıyız? Öncelikle duruşunuzu düzeltin. Omuzlar geride ve aşağıda, göğüs şişik değil rahat pozisyonda olmalı, boyun öne gitmemeli.

Dengeli antrenman, doğru esneme, doğru duruş. Burada altın kuralımız itiş kadar çekiş olmalıdır. Yani kollarımızla iterek yaptığımız çalışmanın aynısını çekerek de yapmalıyız.

Kısa kasları esnetmek yeterli değildir. Zayıf olanları da güçlendirmek gerekir. Bu konuda yapılabilecek düzenli antrenman egzersizleri ile ilgili bir program dahilinde çalışmalarınızı yapmalısınız.

Egzersiz yap, sağlıklı beslen, daha iyi bir beden istemek yerine, onun için çalış, Fit olmak bir hedef değil, yaşam biçiminiz olmalıdır.

Beykoz Eğitim ve Spor

Paşa Ajans

GÜÇLÜ OLMAK SAĞLIKLI OLMAKLA BAŞLAR: SPOR VE SPORCU SAĞLIĞI

 

Spor yapmak sadece kas geliştirmek ya da formda görünmek değildir. Gerçek başarı, sağlıklı bir beden ve zihinle mümkündür. İster profesyonel sporcu ol, ister hobi amaçlı spor yap; sağlığını korumadan performansını artırman mümkün değildir.
Birçok spor sakatlığı aniden değil, yanlış antrenman alışkanlıkları nedeniyle oluşur. Isınmadan yapılan egzersizler, ani yük artışı ve yetersiz dinlenme en büyük risklerdir. Doğru teknik ve dengeli program, sakatlıkların önüne geçer.
Kaslar spor sırasında değil, dinlenirken gelişir. Kaliteli uyku ve toparlanma günleri performansı artırır, sakatlık riskini azaltır. Sürekli çalışmak değil, akıllı çalışmak kazandırır.
Antrenman sırasında kaslar gelişmez; gelişim dinlenme sürecinde gerçekleşir. Yetersiz dinlenme, zamanla performans düşüşüne ve sakatlıklara yol açar. Örneğin Günde 7-9 saat uyku. Haftalık dinlenme günleri. Aktif toparlanma (hafif egzersiz ve esnemeler) gibi sistematik çalışma programlarının uygulanması.
Dinlenmenin ihmal edilmesi durumunda aşırı antrenman sendromu (sürantreman) ortaya çıkabilir.
Motivasyon düşüklüğü, stres ve performans kaygısı sporcuların görünmeyen düşmanıdır. Zihinsel olarak iyi hissetmeyen bir sporcu, fiziksel olarak da zorlanır.
Yetersiz beslenme, ne kadar iyi antrenman yaparsan yap seni geriye çeker. Vücudun yakıta ihtiyacı var. O nedenle spor ile birlikte, yeterli ve dengeli beslenme güçlü ve sağlıklı olmanın temel şartıdır. Örneğin; Karbonhidrat Ana Enerji kaynağıdır, Enerji verir. Protein Kasları onarır ve gelişimini sağlar. Yağlar Hormon Dengesi ve uzun süreli enerji sağlar. Vitamin ve Mineraller bağışıklık sistemini arttırır. Su performansı korur.
Sporcu sağlığı; yalnızca profesyoneller için değil, spor yapan herkes için önemlidir. Sağlıklı bir beden ve zihin olmadan sürdürülebilir performans mümkün değildir. Unutulmamalıdır ki en iyi sporcu, sakatlanmayan sporcudur.
‘’Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur’’
Sağlığınız için yaşamınızdan sporu eksik etmeyiniz.

Beykoz Eğitim ve Spor
Paşa Ajans

14 Aralık 2025 Pazar

KITALARIN ÇARPIŞMASI VE HİMALAYALARIN OLUŞUMU


Dünyanın en yüksek sıradağları Himalayalar...
Himalayalar dünya üzerindeki en etkileyici ve büyüleyici dağ sıralarından biridir. Tibet platosu ile Hindistan, Nepal ve buttan arasındaki sınırları belirleyen muazzam sıradağlar 2400 kilometreden fazla bir uzunluğa sahiptir. Milyonlarca yıl önce Hindistan ve Asya kıtaları birbirinden çok uzak iki kara parçası iken, tektonik plakalar adı verilen çok büyük yer kabuğu parçalarının hareketiyle, Hindistan plakası kuzeye doğru sürüklenerek Avrasya plakası ile o kadar büyük bir güçle çarpışma gerçekleşti ki, iki kıta arasında sıkışan yer kabuğu katmanları, yukarıya doğru itilerek, devasa bir dağ sırasını oluşturdu.50 milyon yıl önce başlayan bu süreç halen devam ederken, Hindistan plakası yılda birkaç santimetre kadar kuzeye doğru hareket ediyor ve bu hareket Himalayaların günümüzde bile hala yükselmesine neden oluyor. Himalaya sıradağlarının merkezinde yer alan Everest dağı yeryüzünün en yüksek zirvesi olarak kabul edilir. (Deniz seviyesinden 8848 metre) Ve her yıl birkaç milimetre daha yükseliyor. Everest dağının yüksekliği sadece fiziksel büyüklüğü ile değil aynı zamanda atmosferin özellikleriyle de dikkat çeker. Zirveye yaklaştıkça oksijen seviyeleri dramatik şekilde düşer ve ölüm bölgesi olarak adlandırılan bir alan yaratır. 8. 000 metrenin üzerindeki bu bölgede insan vücudu hızla enerji kaybeder ve uzun süre kalmak ölümcül olabilir. Bu nedenle tırmanıcılar, genellikle ek oksijen desteğiyle zirveye ulaşmaya çalışırlar. Dağın zirve bölgesi yıl boyunca kutupsal çöl olarak bilinen bir iklim koşuluna sahiptir.

Everest dağının zirveye yakın kısmında, oksijen seviyesi deniz seviyesindekinin yaklaşık üçte biri kadardır. Bu düşük oksijen seviyesi sadece insanlar için değil bitki ve hayvan yaşamı için de son derece zorludur. 5500 metrenin üzerindeki bölgeler, teknik olarak bitki yaşamının mümkün olmadığı bir yükseklik olarak kabul edilir. Bu yükseklikten sonra bitki hattı sona erer ve flora açısından tamamen çıplak kayalık bir alan başlar. Yüksek zirvelerde kar leoparları gibi yırtıcılar yaşamlarını sürdürmekte olup, Himalayaların en güçlü avcılarıdır. Ayrıca Kızıl pandalar, bu dağların, ormanlık alanlarında kendine özgü yaşam tarzı ile dikkat çeken bir tür olup, sevimli ve nadir bulunan bu hayvan bambu ile besleniyor ve yüksek ağaçlarda yaşamayı tercih ediyor. Yüksek irtifalar sadece yırtıcıları değil, aynı zamanda birçok kuş türünü de barındırıyor.

Himalayalar; Tibet, Nepal, Hindistan ve Butan gibi ülkeleri kapsayan geniş bir coğrafyaya yayılmış olup, bu bölgelerde yaşayan insanlar coğrafi konumları ve iklim koşulları doğrultusunda farklı yerleşim alanları oluşturmuşlardır. Yüksek irtifalarda genellikle küçük köyler halinde yaşayan topluluklar, tarım, hayvancılık ve ticaretle geçimlerini sağlamaktadır. Özellikle yamaçlarda tarım yapmak için oluşturulan teraslı alanlar, bu zorlu koşullara uyum sağlamanın bir örneğidir. Himalayalardaki insanların ekonomik yaşamı büyük ölçüde tarıma dayalıdır. Ancak yüksek rakımlarda tarım yapmak zordur. Bu nedenle yerel halk genellikle Mısır, arpa, patates gibi dayanıklı tahıllar yetiştirmektedir. Hayvancılıkta önemli bir geçim kaynağı olup, özellikle yün ve süt için koyun keçi ve inek beslenmektedir. Ayrıca yerel halk, el sanatları ve geleneksel zanaatlarla de geçimlerini sağlamaktadır. Bu zanaatlar hem kültürel kimliği korumak hem de ekonomik bağımsızlık sağlamak açısından büyük öneme sahiptir.
Bu eşsiz Bölgede Koruma alanları ve milli parklar oluşturulmuş olması, sürdürülebilir turizm ve eko turizm, yerel halk için ekonomik fırsatlar sunmaktadır.
Beykoz Eğitim ve Spor
Paşa Ajans

30 Haziran 2025 Pazartesi

BEYKOZ’DA TAM GÜN YAZ SPOR OKULLARI GK SPOR KULÜBÜ BÜNYESİNDE..

GK Spor Kulübü bünyesinde, Beykoz ilçesinin en kapsamlı, tam teşekküllü, uzman, tecrübeli ve pedagojik formasyonlu Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenleri nezaretinde, genç ve dinamik antrenörler eşliğinde,TAM GÜN YAZ SPOR OKULLARI, Beykoz İlçesi, Kavacık Celal Aras Anadolu Lisesi spor salonunda, Beykoz halkının hizmetine girmiştir. GK Spor kulübü koordinatörlerinden aldığımız bilgiye göre; 1 Temmuzda başlayacak olan, Tam gün spor okulları hafta içi 5 gün 09:00 ile 17:00 saatleri arasında, Basketbol, Yüzme, Cimnastik, Voleybol, Futsal, Karate, Tenis, Badminton, Masa Tenisi, Atletizm, Geleneksel oyunlar, Drama, Beceri Koordinasyon Survivor gibi branşlarda çocuklara eğitim verileceği, tercihler doğrultusunda, sabah yarım gün, öğleden sonra yarım gün, sadece tek branş, haftada 2 gün, 3 gün, 5 gün gibi çok çeşitli alternatiflerin velilere sunulduğu açıklamasını yapmışlardır.
Ayrıca, tam gün programında birbirinden farklı ve lezzetli ev yemeklerinden oluşan öğle yemeği ve ikindi kahvaltısı verilecektir.
Beykoz Eğitim ve Spor Web Sitesi indiriminden yararlanmak için 0553 838 11 03 hemen arayınız.
YAZ SPOR OKULU GÜNLÜK PROGRAM
5-8 YAŞ
🏆🏀🏃🏆🏀🏆🏀🏆
9-12 YAŞ

21 Haziran 2025 Cumartesi

ÜCRETSİZ POSTÜR ANALİZİ FIRSATI: DURUŞUNU KEŞFET, BİLİME DESTEK OL!


Acıbadem Maslak Hastanesi’nde 10-18 Yaş Arası Gençlere Ücretsiz Postür Analizi Fırsatı!

Acıbadem Maslak Hastanesi Omurga Sağlığı Merkezi bünyesinde yürütülen bilimsel bir araştırma kapsamında, 10-18 yaş arası gençlere ücretsiz postür analizi imkânı sunuluyor. Değerlendirmeler, vücuda herhangi bir temas gerektirmeyen DIERS 4D analiz sistemi (omurganın üç boyutlu görüntülenmesini sağlayan, radyasyon içermeyen ileri teknoloji bir cihaz) kullanılarak gerçekleştirilecektir.

Çalışmaya katılan gönüllüler, duruş ve omurga sağlıkları hakkında önemli bilgiler edinirken, bu değerlendirme sayesinde skolyoz, kifoz (kamburluk), lordoz (bel çukuru artması), omurga düzleşmesi gibi omurga problemleri hakkında farkındalık kazanacaklar, aynı zamanda bilimsel araştırmalara katkıda bulunma fırsatı yakalayacaklar.

📍 Ölçüm Yeri: Acıbadem Maslak Hastanesi Omurga Sağlığı Merkezi

👩‍⚕️ Değerlendirmeyi Yapacak Uzman: Fzt. Sema ÇETİN

Katılım tamamen gönüllülük esasına dayanmaktadır. Daha fazla bilgi almak veya randevu oluşturmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Omurga sağlığını ücretsiz kontrol ettirmek ve bilime katkı sağlamak için sen de başvur!

Başvuru ve randevu almak için: ad-soyad, yaş ve iletişim telefon numaranızı yazarak

pt.semacetin@gmail.com  adresine mail atınız. Size telefonla dönüş yapılarak randevu tarihi ve saati verilecektir.

BEYKOZ EĞİTİM VE SPOR

WEB SİTESİ YÖNETİMİ

PAŞA AJANS

20 Haziran 2025 Cuma

TAM GÜN YAZ SPOR OKULLARI,YÜZME,CİMNASTİK,BASKETBOL,VOLEYBOL,FUTSAL,TENİS,KARATE,BOCCE,BADMİNTON,ATLETİZM


GK Spor Kulübü bünyesinde, Beykoz ilçesinin en kapsamlı, tam teşekküllü, uzman, tecrübeli ve pedagojik formasyonlu Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenleri nezaretinde, genç ve dinamik antrenörler eşliğinde, TAM GÜN YAZ SPOR OKULLARI, Beykoz İlçesi, Kavacık Celal Aras Anadolu Lisesi spor salonunda, Beykoz halkının hizmetine girmiştir.
GK Spor kulübü koordinatörlerinden aldığımız bilgiye göre; Tam gün spor okulları hafta içi 5 gün 09:00 ile 17:00 saatleri arasında,  Basketbol, Yüzme, Cimnastik, Voleybol, Futsal, Karate, Tenis, Badminton, Bocce, Atletizm gibi branşlarda çocuklara eğitim verileceği, tercihler doğrultusunda, sabah yarım gün, öğleden sonra yarım gün, sadece tek branş, haftada 2 gün, 3 gün, 5 gün gibi çok çeşitli alternatiflerin velilere sunulduğu açıklamasını yapmışlardır.
Beykoz Eğitim ve Spor Web Sitesi indiriminden yararlanmak için 0553 838 11 03 hemen arayınız.
YAZ SPOR OKULU GÜNLÜK PROGRAM
5-8 YAŞ
🏆🏀🏆🏀🏀🏆🏀
9-12 YAŞ

SPOR OKULU ÇALIŞMALARINDAN GÖRÜNTÜLER